Türkiye’nin ilk Butik Şef Mutfak Okulu (Chef’s Table)
Genç yaşına rağmen, 15 yıllık meslek yaşamına 15 ayrı ülkeden 36 madalya, 3 kitap, birsürü tv programı sığdırmış işini disiplinle yapan ve Türkiyedeki ilk butik yemek okulunun sahibi, dünyadaki chef’s table (şefin masası) trendinin Türkiyedeki tek temsilcisi bir milli şef Serkan Bozkurt ’un masasından bahsetmek istiyorum sizlere. Ne masası diyenleri duyar gibiyim bu masa başka masa, hem profesyonel şef olmak isteyenlerden amatör ruhlulara kadar geniş bir skalada eğitim veren bir okul hem de butik bir şef masası… Yanıbaşınızda yemeğin pişişini izleyip Şefin size özel hazırladığı mönüyü tadabilirsiniz.
Serkan Şef der ki, ” Ben yemeğe değil işime aşığım”
“Yemek yapmayı değil mantığını öğrenmek önemlidir.”
Chef’s Table mutfak okuluna adım atar atmaz güler yüzle ve leziz ikramlarla karşılandık. Kapıdan girer girmez , hem modern hem de klasik bir dokulu bir mekanla karşılaştım. Metal aksamlı profesyonel mutfağın hemen yanıbaşında, kahverengi asil bir ceviz masa.

Benim elim, pembe tonlarındaki kaküle ve ahududuyla harmanlanmış üzerine altın çilek oturtulmuş içeceğe uzandı. Kibarlık edip hepsini bitirmedim, midemde ceviz masa’nın (Chef’s Table) üzerindekilere yer kalsın diye
Mekanın tam ortasında bulunan ve butik mutfak okuluna adını veren, bu masanın (Chef’s table) özelliklerine değinmeden geçemeyeceğim. Masa, 18 kişinin rahatlıkla oturabileceği 4 metre uzunluğa sahip ve en önemlisi ham cevizden yapılma. Yani bir zamanlar bu masa, birsürü insan beslemiş. Güzel cevizlerinden yemekler, tatlılar yapılmış. Şimdi ise yine insan besliyor… Bu sefer üstünde. Büyük bir salonum olursa, tam ortasına koymayı isteyeceğim kadar da asil duruşlu.,
Mutfak ise 16 kişilik çalışma istasyonundan oluşuyor. Şef ortada, herkese anında ulaşabiliyor.
Herbiri kafadaşım ve çok sevdiğim 5 blogger arkadaşım ve Şef Serkan bey ile, inanılmaz keyifli bir sohbete daldık bu masanın etrafında. Zeytinyağının sırlarından yumurtaya, etin su oranına dair ufak detayları öğrendik şeften. Zeytinyağlının şeker palavrası, balık ve pişirme teknikleri hakkında tüyolar aldık. Chef’s Table work-shop yaptık
Chef’s table’ a oturduk, doyumsuz bir sohbete daldık ama karnımızı tıka basa da doldurduk. Chef’in mönüsünde ne vardı. “Çikolatalı terin de vardı ancak önüme gelir gelmez fotoğraf çekmeyi unutup yemeye dalmışım üzgünüm”
Kadayıfa sarılı pancarlı humus üstü karides (taze zencefil ve lime eşliğinde)
Beğendi pankek üstü kuzu (nar jölesi ile)
Tütsülenmiş (smoke) köfte
Baklava yufkasında balık (sebze ve safran eşliğinde)
Rakılı dondurma















güzel bir mekan..güzel bir etkinlik olmuş..keşke 6.blog yazarları toplantısında olsaydın canım..
Of ne masa öyle, harika! En çok merak ettiğim ise rakılı dondurma!!
ahhh o terin ahh!! unutmayacağım şeyler öğrendim ve tattım… iş çıkışı diye çok sessiz sakindim bir de nutkum tutuldu aslında yediklerimden:) görüşmek dileğiyle tekrardan…
Ne güzel anlatmışsın, o günün dinginliğini yeniden yaşadım. Hakikaten Serkan Bozkurt bize dolu dolu saatler yaşattı, teşekkürler.